“16 Milyonluk Sistemde Hata Lüksünüz Yok”

3 dakika okuma süresi.
7,844

Belbim Proje Geliştirme Müdürü Özlem Odar 

“Belbim bünyesindeki en bilinen ürünümüz İstanbulkart mobil uygulama. 16 milyona yakın kullanıcıya hitap eden ve kesintisiz, 7/24 ayakta kalması gereken bir platform bu. Ben daha önce bankacılık ve sigortacılık alanlarında çalıştım; o sektörlerde kullanıcıları belirli versiyonlara yönlendirmek mümkün. Ancak İstanbulkart'ta böyle bir lüksünüz yok. Geçen gün somut bir örnekle karşılaştık: iPhone 6 kullanan bir vatandaşımız belirli bir işlemi gerçekleştiremiyor. Yani en eski cihazı bile simüle edip ona göre önlem almak zorunda kalıyorsunuz.

Dijital ürünlerimiz açısından baktığımızda, gereksinimler hem regülasyon hem de iş dünyası tarafından sürekli ve hızlı biçimde değişiyor. Belbim bir e-para şirketi olduğu kadar ulaşım alanında da para toplama faaliyeti yürüten bir yapı. Bu iki farklı modeli eş zamanlı yönetiyoruz. Regülasyon tarafındaki değişiklikler son derece hızlı ilerlerken iş birimlerinden gelen talepler de bir o kadar yoğun. Dolayısıyla hem analiz hem de test süreçlerinde çok hızlı hareket etmek bir zorunluluk haline geliyor.

Bu dinamik yapı, test senaryolarımızın da sürekli güncellenmesi anlamına geliyor. Mobil tarafta yeni versiyonlar durmaksızın hayata geçiyor. Her versiyonun sorunsuz ve titizlikle test edilerek yayına alınması gerekiyor. Test senaryolarının yazılması, sürdürülmesi ve özellikle test verisinin doğru yönetilmesi bu süreçte kritik bir başlık. Zira kimi zaman production verisini kullanmamanız gerekiyor; ama bazı senaryolar ancak canlı ortamda ortaya çıkıyor. Bu da süreci ciddi ölçüde zorlaştırıyor.

En büyük zorluklarımızdan biri performans ve regresyon testleri. Entegrasyon sayısı çok yüksek; yeni bir işlev geliştirirken mevcut sistemlerin kırılmadığından emin olmanız, aynı zamanda yeni işlevlerin de doğru çalıştığını doğrulamanız gerekiyor. Bütün bunları her cihazda, her vatandaşın kullanabileceği şekilde sunmak zorundasınız. Üstelik tüm bunları zamana karşı yarışırken yapıyorsunuz.

Öte yandan sadece dijital kanallarla sınırlı değiliz. Validatörler ve turnikeler gibi fiziksel donanımlarımız da var. Dolayısıyla hem yazılım hem donanım boyutunu birlikte ele almak durumundayız. Bu da test süreçlerimizi çok daha karmaşık bir hale getiriyor.

Bu karmaşıklığı yönetebilmek adına yapay zekânın bize nasıl katkı sağlayabileceğini araştırıyoruz. Özellikle mobil ve web alanında yapay zekâ destekli test süreçlerini incelediğimiz POC çalışmaları yürüttük. Bu yıl yatırımlarımızın önemli bir bölümünü test süreçlerine ayıracağız. Veri üretimi, validatörlerle dijital kanalları birleştiren test senaryolarının hayata geçirilmesi ve otomasyon oranının artırılması konularında yapay zekâdan yararlanmayı hedefliyoruz. Çünkü bu ölçekte bir sistemi sürdürülebilir biçimde yönetebilmek için artık hem daha akıllı hem de çok daha hızlı hareket etmek gerekiyor.”