Teradata Genel Müdürü Murat Yılmaz, sektörün zorlu 2009 yılını başarılı bir şekilde kapadığını, 2010’un ilk çeyrek verilerinin bu eğilimin devam edeceğini gösterdiğini düşünüyor. Yılmaz’a göre, İspanya, Portekiz ve İngiltere de olacağı öngörülen ekonomik kriz, sadece Yunanistan ile sınırlı kalırsa yavaş yavaş başlamış olan toparlanma finans sektörümüze olumlu yansıyacak. Yılmaz, “Bu yıl finans sektörümüz için en önemli sınav şu anda varolan likitlerini nasıl kullanacakları olacak. Türk bankaları önümüzdeki dönemde uluslararası girişimlerde bulunabilirler” diyor. Trend Micro Akdeniz Bölge Müdürü Ercan Aydın, “Kriz döneminde özel ve kamu sektörünün ihtiyaç duyduğu borçlanma ihtiyacını karşılayan bankacılık sektörü, bu sayede hem ekonominin çarklarının dönmesini sağladı hem de bunun karşılığı olarak tarihindeki en yüksek kârlılık seviyesine ulaştı. Krizden çıkma sürecinde bu sağlıklı yapının Türkiye ekonomisinin ivmesini olumlu yönde etkilemeye devam edeceğini öngörüyoruz” diyor.
SmartSoft Genel Müdürü Murat G. Güzel ise ön ödemeli kartların bu yıl olduğu gibi gelecek yılda önemini koruyacağı görüşünde. Güzel, “2010’un üçüncü çeyreğinde bankacılık dışı ödeme sektörlerinin de bu işe girmesiyle sektör ciddi bir ivme kazanacak. Öte yandan bir başka eğilim de mobil ödeme yapılanmalarının hız kazanıp telefonun temassız bir kart haline dönmesi olacak” dedi. Elsys Genel Müdürü Savaş Komban, hem müşteri güvenliğinin hem de kurumsal güvenliğin artırılması, ayrıca ölçümleme yapılabilmesi için durgunluk dönemlerinde dahi finans şirketlerince yazılım yatırımının zorunlu hale geldiğini belirtiyor. Komban, “Önümüzdeki dönemlerde ihtiyaçları uçtan uca karşılayan yazılım ihtiyacı daha çok gündeme gelecek. Finans sektöründe durgunluk dönemlerinde dahi kurumsal yazılım yatırımlarının sürdürülmesi, teknolojinin sektörde benimsendiğini gözler önüne seriyor” diyor.
“Yeni koşullar yenilenmiş risk tanımını da getirdi”Küresel krizin birçok sektörde olduğu gibi finans alanında da yeni koşulları belirlediğini anlatan SAS Türkiye Genel Müdürü Gökhan Nalbantoğlu, yeni koşullar beraberinde yenilenmiş bir risk tanımını getirdiğini dile getirdi. Nalbantoğlu, “Riski yönetememek kurumları yönetememekle eş anlam taşıyor. Amerika’da 2009 ortalarında yapılan risk araştırması, kurumlardaki risk yönetimi reformunun önümüzdeki dönemde çok daha kapsamlı ve etkili
olacağını ortaya koyuyor. Finans yöneticileri kurumsal risk yönetimi konusunda kriz döneminde ciddi adımlar atılması gerektiği görüşünde. 2010’un geri kalan kısmı ve ileriki dönem için de kurumsal risk yönetimi ve analitik etrafındaki çözümler gündemimizde yer almayı sürdürecek” dedi.