Yeni dönemde oluşacak ekosistem içerisinde ortaya çıkan devasa verilerin analiz edilmesinin yanı sıra, karşımıza çıkacak en büyük sorunlardan birinin de büyük veri güvenliğinin sağlanması olacağını düşünüyoruz. Giyilebilir teknolojilerden, akıllı ulaşım sistemlerine hatta evlerimizde kullanacağımız kapı kilitlerine, ampullere kadar birçok cihaz hem kendi aralarında hem de kullanıcılar ile anlık iletişim halinde olabilecek. Hayatımıza katacağı kolaylıkların yanı sıra kişisel verilerimizin gizliliği ile ilgili sorunları da beraberinde getireceğini öngörmekteyiz. Büyük verinin birçok açıdan güvenliğinin sağlanması gerekiyor. İyi bir yedekleme, acil durumlarda verilerin geri yüklenmesi, siber saldırılara karşı koruma önlemleri gibi tedbirler dışında verilerin fiziksel güvenlikleri de sağlanmalıdır. Büyük veri güvenliği yalnızca sanal ortamda değil aynı zamanda güvenli geçiş sistemleri ile de gerçekleştirilmelidir.
Siber güvenlik açısından baktığımızda maalesef yıllardır süre gelen alışkanlığın sonucu olarak siber güvenliğin tek bir cihaz yahut yazılım ile sağlandığı düşünülmektedir. Günümüzde tehdit tiplerinin kaynakları o kadar farklılık göstermektedir ki bir gün DdoS atağı ile hizmet verme işlemi engellenebilirken bir başka gün e-posta ile ulaşan bir dosya yüzünden içeriden dışarıya bilgi sızıntısı gerçekleşebilmektedir.
Diğer bir yanlışlık ise veri güvenliğinin yalnızca sanal olarak sağlanacağı algısıdır. Burada şirketlerin geçiş sistemleri ile de veri merkezlerinin güvenliğini maksimumum seviyeye çıkarmaları gerekiyor. Verilere saldırıların dışarıdan gelebileceği gibi içeriden gelebileceği de unutulmamalıdır. Yani veri güvenliği sadece kullanıcı bilgisayarları, sunucu ve depolama sistemlerinden başlamaz. Verilere erişim konusunda; erişim kodları ve kimliklerin yanı sıra göz, parmak damar izi taraması gibi biyometrik sistemler ile fiziksel erişim güvenliği de sağlanmalıdır.