Dijitalleşmeden, ilk etapta B2C, yani son kullanıcının insan olduğu sektörlerin etkileneceğini belirten Koç, bunların arasında ulaşım, finans, sağlık, yayıncılık ve medya, telekom, perakende, eğitim ve seyahat sektörlerinin geldiğini vurguladı. Koç, ayrıca Sanayi 4.0’ın getirdiği yeni üretim yöntemlerinin de imalat yapan tüm şirketleri etkileyeceğini hatırlattı. Dijitalleşme ile şirketlerin de yeni uzmanlık alanlarına ihtiyaç duyacağını belirten Koç, “İstihdamdaki artış, teknik uzmanlık alanları kadar sosyal becerileri ve düşünme yöntemlerine sahip profesyonellerde görülecek. Tek bir uzmanlık alanına odaklanmak yeterli olmayacak. Yeni teknolojilere hızla adapte olabilen ve farklı teknolojilerin birbirine olan etkisini anlayabilen profesyoneller firmaları ileriye götürecek” bilgisini verdi.
Öne çıkan uzmanlıklar yenileniyor
Bu noktada Koç, aranan teknik uzmanlıkların siber güvenlik, veri analitiği, bulut bilişimi, mobil yazılım uzmanlığı (mobility), büyük veri madenciliği, IoT, robotik teknoloji, yapay zeka uzmanlığı, makine öğrenimi ve sanal gerçeklik programcılığı olduğunu kaydetti. Koç, aranan sosyal becerileri ise etkili iletişim, yaratıcılık, meraklılık, sentezleme, hızlı öğrenebilme ve esneklik olduğunu, aranan dijital becerilerin ise tasarım odaklı düşünme (design thinking) ve görselleştirme (visualization) olarak sıraladı. Yetenek açığı problemini çözmek için yenilikçi ve çevik bir insan kaynakları stratejisi gerektiğini belirten Hayal Koç, şu önerileri yaptı:
“Şirketler öncelikle çalışanlarının mevcut dijital yetkinliklerini analiz etmeli, gerekli ama eksik olan yetkinlik ve uzmanlık alanlarını belirlemeli. Sonrasında, hibrid bir insan kaynakları stratejisi uygulayarak, farklı deneyim ve özgeçmişlere sahip profesyonelleri içeren proje ekipleri oluşturmalı. Bu ekiplerde bordolu çalışanların yanı sıra proje bazlı destek olacak ‘yakasız‘, on-demand uzmanlar da olmalı. Böylece şirketleri ileriye götürecek yeni fikir ve yöntemler keşfedilebilir.”