Gizli maliyetler bütçeleri sarsabiliyor

4 dakika okuma süresi.
13

Yapay zekâ, şirketlerin dijital dönüşüm ve büyüme stratejilerinin merkezinde yer alırken, kurumların gündeminde artık yalnızca bu teknolojilere ne kadar yatırım yapılacağı değil, yapılan yatırımın ne kadar değer ürettiği de bulunuyor. Özellikle kurumsal ölçekte hayata geçirilen yapay zekâ projelerinde, ilk yatırımın ötesinde ortaya çıkan operasyonel ihtiyaçlar, toplam maliyeti önemli ölçüde artırabiliyor.
Altyapı ve lisans maliyetlerinin yanı sıra veri hazırlığı, entegrasyon, uzman insan kaynağı, model geliştirme ve güncelleme, güvenlik, uyumluluk ve sürekli operasyon gibi ihtiyaçlar, yapay zekâ projelerinin toplam sahip olma maliyetini yükseltiyor. Projenin ölçeği büyüdükçe bu maliyetlerin yönetilmesi de daha fazla kaynak ve uzmanlık gerektiriyor. Bu nedenle kurumlar, yapay zekâ yatırımlarını değerlendirirken yalnızca teknolojinin sağlayabileceği faydaya değil, bu faydayı sürdürülebilir şekilde üretmenin maliyetine de odaklanıyor.


Uzmanlık da önemli
Yapay zekâ projelerinde ortaya çıkan bu tablo, kurumların kendi kaynaklarıyla geliştirme yapmak yerine, ihtiyaç duydukları teknoloji ve uzmanlığı deneyimli çözüm sağlayıcılardan temin etmelerine yönelik ilgiyi artırıyor. Dış kaynak kullanımı; teknoloji geliştirme, entegrasyon, bakım ve operasyon gibi süreçlerde ihtiyaç duyulan uzmanlığın hazır olarak sunulmasını sağlarken, kurumların kendi kaynaklarını iş sonuçlarına odaklamasına da olanak tanıyor. SESTEK Genel Müdürü Serdar Karadayı, yapay zekâ yatırımlarında asıl değerlendirmenin teknoloji maliyetinden çok ortaya çıkan iş değeri üzerinden yapılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün birçok kurum yapay zekâ çözümlerini kendi ekipleriyle geliştirmeyi tercih ediyor. Ancak bir yapay zekâ projesinin maliyeti yalnızca ilk yatırım kalemlerinden oluşmuyor. Veri hazırlığı, entegrasyon, uzman insan kaynağı, model güncellemeleri, bakım ve ölçekleme gibi ihtiyaçlar zaman içinde önemli maliyetler yaratabiliyor. Bu nedenle kurumların bir projeye başlamadan önce yalnızca ‘Bunu geliştirebilir miyiz?’ sorusunu değil, ‘Bu yatırım bize ne kadar iş değeri sağlayacak ve bunu ne kadar sürdürülebilir şekilde yapabileceğiz?’ sorusunu da sorması gerekiyor.”


Öncelik iş değeri üretmek
Yapay zekâ yatırımlarında başarı kriterinin yalnızca teknolojinin kullanıma alınması olmadığını belirten Karadayı, kurumların artık operasyonel verimlilik, müşteri memnuniyeti, çalışan deneyimi ve gelir artışı gibi somut çıktılara odaklandığını ifade etti.
“Şirketler artık yalnızca yapay zekâ kullanmak istemiyor; yaptıkları yatırımın karşılığını görmek istiyor. Bir modelin ne kadar gelişmiş olduğundan çok, gerçek bir iş problemini ne kadar iyi çözdüğü ve bunu ölçülebilir bir değere dönüştürüp dönüştürmediği önem kazanıyor. Bu nedenle yapay zekâ projelerinde teknoloji seçimi kadar doğru kullanım senaryosunun belirlenmesi ve sonuçların ölçülmesi de kritik hale geliyor.”
Karadayı, Agentic AI teknolojilerinin yapay zekâ yatırımlarını doğrudan iş süreçlerine ve ölçülebilir sonuçlara bağlayan önemli bir dönüşüm sunduğunu belirtti.
“Yapay zekâ artık yalnızca sorulara yanıt veren sistemlerden ibaret değil. Yeni nesil yapay zekâ asistanları müşteri ihtiyacını anlayabiliyor, gerekli bilgileri değerlendirebiliyor, karar verebiliyor ve aksiyon alabiliyor. Bu yaklaşım, yapay zekânın iş süreçlerinde daha aktif bir rol üstlenmesini sağlıyor. Kurumlar açısından asıl değer de burada ortaya çıkıyor. Doğru kullanım senaryosunda Agentic AI, yalnızca bir teknolojik yatırım olmaktan çıkarak ölçülebilir iş sonuçları üreten bir yapıya dönüşebiliyor. SESTEK'in Agentic AI yaklaşımı; müşteri ihtiyaçlarının anlaşılmasından karar alma ve aksiyon süreçlerine kadar farklı aşamalarda yapay zekâ asistanlarından yararlanarak kurumların müşteri deneyimi ve operasyon süreçlerini destekliyor."