Handan Aybars

Metin Yazarı

İK'ya en büyük destek yapay zekadan geliyor

3 dakika okuma süresi.
41

Yapay zekâ, yalnızca süreçleri hızlandıran bir araç değil; çalışan deneyimini dönüştüren, bağlılığı görünür kılan ve kurum kültürünü güçlendiren bir katalizör rolü üstleniyor. Yapay zekâ destekli sistemler, işe alımdan gelişime, performans yönetiminden çalışan deneyimine kadar pek çok alanda insan kaynaklarının rolünü yeniden tanımlıyor. Doğuş Teknoloji, bu dönüşümün öncülerinden biri olarak, insanı merkeze alan yapay zekâ yaklaşımıyla diğer alanlarda olduğu gibi İK dünyasında da fark yaratıyor. BMI’ın düzenlediği CHRO Summit 2025 kapsamında gerçekleşen özel yuvarlak masa buluşmasında, sektör liderleriyle bir araya gelen Doğuş Teknoloji Yetenek ve Kültürden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nağme Katip, İK’daki dijital dönüşümü, yeni jenerasyonun önceliklerini, teknolojinin iş gücü ve işin geleceğine kazandırdığı yeni değerleri aktardı.

Nağme Katip’e göre dijitalleşme, süreçleri hızlandırmanın ötesinde; kurumların insan odaklı yaklaşımını yeniden şekillendiren, karar alma biçimlerini dönüştüren, bütünsel bir değişim süreci. Doğuş Teknoloji, insan kaynakları süreçlerinde yapay zekâyı yalnızca verimlilik aracı olarak değil, öngören, anlam yaratan ve stratejik kararları destekleyen bir güç olarak konumlandırıyor. Katip, “İnsan kaynakları artık yalnızca işe alım ya da performans süreçlerinin yöneticisi değil; kurumun kültürünü, bağlılığını ve öğrenme kapasitesini şekillendiren stratejik bir ortak. Biz yapay zekâyı, İK’nın insana daha fazla dokunabilmesi için bir araç olarak görüyoruz. Çünkü teknoloji, insan davranışlarını anlayıp potansiyeli öngörebildiğinde gerçek anlamını buluyor. Bu yaklaşım, kurumların daha adil, veriye dayalı ve öngörülü kararlar almasını sağlıyor. Biz teknolojiyle İK’yı dönüştürmüyoruz; İK aracılığıyla kurumların geleceğini yeniden inşa ediyoruz” dedi.

Doğuş Teknoloji, insan kaynaklarının dijitalleşmesi alanında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle kurumların dönüşüm yolculuğuna yön veriyor. Şirket, yapay zekâ ve veri analitiğini insan odaklı bakış açısıyla birleştirerek, İK süreçlerinin her aşamasında hem verimlilik hem de çalışan deneyiminde gözle görülür iyileşme sağlıyor.
Kişiselleştirilmiş öğrenme çözümleri, çalışanların beceri profillerini analiz ederek gelişim yollarını otomatik biçimde öneriyor ve kurum içi yetenek gelişimini destekliyor. Tüm bu çözümler, teknolojinin sadece bir otomasyon aracı değil, insan potansiyelini ortaya çıkaran bir destek gücü olduğunu gösteriyor.
Nağme Katip bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Biz teknolojiyi, insanın potansiyelini güçlendiren bir araç olarak görüyoruz. Yapay zekâ, yalnızca süreçleri otomatikleştirmiyor; kurumların daha adil, öngörülü ve insan merkezli kararlar almasını sağlıyor.”