Turkcell Global Bilgi Yönetim Sistemleri ve İç Denetim Müdürü Temel Tokgöz’e göre bulut teknolojisi iş sürekliliğinde öne çıkan teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Bu anlamda bulut teknolojisinin iş sürekliliği yapacak şirketlere önemli fırsatlar getirdiğini belirten Tokgöz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzaktan sunucu yedekleme büyük yatırımlar yapmadan kritik sistemlerinizi ve BT servislerini güvenli bir ortam ve maliyet avantajı sağlayarak yedekleme ihtiyaçlarınızı karşılıyor. Bulut teknolojisi sağlayan şirketler olağanüstü durum merkezi hizmetleri ile deprem, sel, vb. felaket durumlarından etkilenmeksizin iş sürekliliğinizi sağlamanıza yardımcı oluyor. İş sürekliliği yapan şirketlerde bir diğer eğilim de; mobil cihazlardan faydalanılması. Planlar, stratejiler veya önemli bilgiler mobil cihazlara yüklenilerek bu bilgilere istenilen zamanda erişim sağlanabiliyor.” Yeni nesil çözümlerden en önemlisi, proaktif müdahale olanağı tanıyan Kullanıcı Deneyimi Takip Sistemleri
İnnova Teknoloji Çözümleri Direktörü Mehmethan Şişik, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bulut bilişim çözümlerini ve sanallaştırma süreçlerini bu çözümler arasında sayabiliriz. Kritik iş fonksiyonlarının sürekliliğini sağlayabilmek, kurumlar için hayati öneme sahip. Özellikle de felaketler gibi beklenmeyen durumlarda iş fonksiyonlarının sürekliliğini sağlayacak planların hazır olması gerekir. İş sürekliliği planları olmayan ya da planı uygun yapılandırıp işletemeyen kurumların, ticari işlemlerinin kesintiye uğraması, pazar ve müşteri kaybı, marka imajı ve mali zarar gibi risklerle her an karşı karşıya kalabilir. Bir organizasyonda felaket senaryolarının yanı sıra, olağan günlük operasyonların düzenlenmesinde de büyük önem taşıyan ‘İş Sürekliliği Planı’, sadece olağanüstü haller ve durumlarda değil günlük süreçlerin iyileştirilmesine de katkı sağlar. Bu nedenle kurumlar, kritik verileri ve iş süreçlerini bunlara ilişkin teknolojik, operasyonel, mali, hukuki ve benzeri risklerini ve bu risklerin faaliyet alanına etkilerini uygun araç ve metotlarla ölçmeli, önceliklendirmeli, gerçekçi ve uygulanabilir stratejiler ile iş sürekliliği planları geliştirmeli ve bunları periyodik olarak test etmelidir. Yeni nesil çözümlerden en önemlisi, kullanıcı ya da müşterilerin sistemleri kullanırken yaşadığı deneyimleri baz alarak yaşanan sorunlara karşı proaktif müdahale imkânı tanıyan ‘Kullanıcı Deneyimi Takip Sistemleri’. Bu sistemler sayesinde henüz süreç kesintiye uğramadan, olası sorunlar keşfedilip, çözüm alternatifleri önceden planlanıp uygulamaya alınabiliyor. Anlık replikasyon yapan cihazlar ve yazılımlar öne çıkıyor
Özellikle, Türkiye gibi deprem riski yüksek bir ülkede şirketlerin iş sürekliliği çözümlerine eğilimlerin gün geçtikçe arttığını ifade eden KoçSistem Veri Depolama ve Yedekleme Birim Yöneticisi Serhat Erürker, “Bu kapsamda çeşitli yasal yaptırımlarla ve düzenlemelerle bazı sektörlerde hizmet veren şirketlerin ikinci veri merkezi bulundurması zorunlu hale getirilmiştir. Bununla beraber iş sürekliliğinde kesintileri en aza indirecek yeni teknolojiler de hayatımıza girmeye başladı. Artık kurumlar sadece yedekleme ve yedekten geri dönme yöntemleri ile yetinmemekte daha hızlı çözümlere ihtiyaç duymaktadırlar. Bunların başında anlık replikasyon yapan cihazlar ve yazılımlar öne çıkmakta” değerlendirmesinde bulundu.Teknolojik altyapılar iş sürekliliğini sağlayacak şekilde yapılandırılmalı
İş sürekliliği sistemleri kuracak kurumlara öncelikle, işlerin mahiyeti bakımından kullanacakları piyasaları mal, para, emtia gibi sınıflandırarak analiz etmesi önerisinde bulunan ZyXEL Türkiye Genel Müdürü Vefa Tarhan, “Yapılan kısa ve uzun vadeli analizlere göre, finansal ve operasyonel anlamda sürdürülebilirlik fizibilitesi yapmaları yahut ilgili kurumlara bunları yaptırmalarını öneririm. Veri bütünleştirme ve yönetim sistemlerinin kurulması ve kontrol edilmesi, sürdürülebilir kılınması lazım. Veri kalitesi ve enformasyon operasyonlarının sürekliliğini sağlamaları oldukça mühim. Raporlama yapılarını ve yöntemlerini sıkı prosedürlere bağlamaları gerekmekte. Tabii ki bunların daha üst inisiyatifler ile desteklenmesi gerekmekte” diye konuştu. Teknoloji ve teknolojik altyapıların da iş sürekliliği açısından büyük önem arz ettiğine vurgu yapan Tarhan, şöyle konuştu: “Teknoloji ve akıllı sistemler iş sürekliliğinde önemli bir parçayı teşkil etmekte. Şehirlere akıllı sistemlerin ve teknoloji altyapılarının kurulması, iş sürekliliğinin uygulama alanı bulduğu noktalardır. En yakın örnek Polat Towers yangınında, akıllı bina sistemi sayesinde hasarın düşük olması, hızlı şekilde kompanse edilmesidir. Tüm şehirlerin altyapı sistemlerinin, ağ iletişim sistemlerinin teknolojik bakımdan yeniden yapılandırıldığını görüyoruz. Özel sektöre ve kamuya bu anlamda tam bir işbirliğiyle çalışmak görevi düşüyor. Teknolojik altyapılar, ancak iş sürekliliğini sağlayacak şekilde yapılandırılırsa, verimli bir sistem kurulacaktır.”