Üst düzey yöneticilerin yüzde 70'i kuruluşları için en büyük tehdidin tek başına hareket eden kişiler olduğunu düşünürken, CEO'ların yüzde 50'sinden fazlası, siber suçlarla mücadelede işbirliğinin gerekli olduğunu kabul ediyor. Ancak CEO'ların yalnızca üçte biri kuruluşlarının siber güvenlik olayı bilgilerini dışarısı ile paylaşmaya istekli olduklarını belirtiyor. Bu da koordineli sektör işbirliğine karşı bir direnişi ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, üst düzey finans, insan kaynakları ve pazarlama yöneticilerinin yaklaşık yüzde 60'ı, kendilerinin ve birimlerinin siber güvenlik stratejisinde ve bu stratejinin uygulanmasında etkin rol oynamadıklarını belirtiyor. Örneğin, İK yöneticilerinin yalnızca yüzde 57'si, çalışanların siber güvenlikte rol oynaması için ilk adım olan bir siber güvenlik eğitimi uyguladığını bildiriyor.
Bu arada, üst düzey yöneticilerin yüzde 94’ü şirketlerinin gelecek iki yıl içerisinde önemli bir siber güvenlik olayı ile karşı karşıya kalmasının mümkün olduğunda inanıyor. Yanıt verenlerin ise sadece yüzde 17'si bu tehditlere karşı hazırlıklı olduklarını ve karşılık verebileceklerini düşünüyor. IBM, bu yüzdeyi "Siber-Güvenli" üst düzey yöneticiler olarak tanımladı. "Siber Güvenli" liderlerin üst düzey yöneticilerle işbirliğini siber güvenlik programına eklemiş olma ihtimali, siber güvenliği yönetim kurulu seviyesinde gündemin olağan maddelerinden biri haline getirme potansiyelleri de diğerlerine göre iki kat fazla.