Ankete katılanların yüzde 55'i, yapay zekânın yarattığı gelişim ve özgünlükle birlikte iş süreçlerindeki kapsamın değişmesini yapay zekâ ile ilgili en büyük zorluk olarak gördüklerini belirtiyorlar. Yapay zekâ, iş kayıplarına yol açacağı gibi, yapay zekâ ile ilgili becerileri gerektiren yeni işlerin geliştirilmesini de etkiliyor. Etik sorunlar, bu konudaki ikinci büyük problem. Katılımcıların yüzde 41’i, robotların veya yapay zekâ sistemlerinin tek bir şirket yerine, insanlığın faydası için çalışması gerektiğini düşünürken, işlerini yapay zekâ sistemlerine kaybeden kişilere ne olacağı gibi soruların da arttığı görülüyor.
Katılımcıların yüzde 28’i kadrolarına veri bilimciler katarak, şirketlerinin organizasyonel becerilerini geliştirmeyi hedeflediklerini ifade ediyorlar. Yüzde 32’lik kesim ise düzenleyecekleri konferans, eğitim ve çalıştaylarla, mevcut analist ekibinin yapay zekâ becerilerini geliştirmek istediklerini söylüyorlar. Güven ise birçok organizasyon için öncelikli sorunlardan biri. Ankete katılanların neredeyse yarısı (%49), yapay zekâ ürünleri ve “Black-Box” çözümlerinin getirdiği sonuçlara duyulan güvensizliğe bağlı kültürel zorlukların yaşandığını belirtiyorlar. Anket, altyapı yönünden gerekli yapay zekâ hazırlıklarını da ele alıyor. Yapay zekâ için doğru altyapıya sahip olduklarını düşünen katılımcılar (%24) ile mevcut platformlarını yapay zekâ için geliştirmeleri gerektiğine inanan (%24) ve yapay zekânın yerini alabilecek herhangi bir platforma sahip olmadıklarını belirten (%29) katılımcılar arasında bir zıtlık var.