Bankalar, GSM operatörleri, internet ve uydu servis sağlayıcıları gibi kurumlardan alınan hizmetlerden vazgeçmek ya da değişikliğe gitmek istendiğinde, bu talebi ilgili kuruma yazılı olarak bildirmekte fayda var. Hukukçular da çağrı merkezleri aracılığıyla yapılan bildirimlerin bağlayıcı olmayabileceğini, tüketicilerin zor durumda kalmamaları için başvurularını somut delile dayandırmalarını öneriyor. Konuyla ilgili bilgi veren Avukat Cevat Kazma, “Telefondan yapılan bildirimlerin kayda geçmemesi ya da dikkate alınmaması gibi durumlar söz konusu olabiliyor. Tüketici, aldığı hizmeti iptal ettirdiğini düşünürken, karşısına çıkan borçla icra dosyasıyla karşılaşabiliyor” dedi. Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 23. Maddesi’ne göre, fesih bildirimlerinin kağıt üzerinde ya da veri saklayıcısı ile satıcıya ya da sağlayıcıya yöneltilmiş olması gerektiğini vurgulayan Avukat Kazma, tüketiciler için en sağlıklı yolun yazılı bildirimler olduğunu ifade etti ve ekledi: “Fesih bildirimiyle ilgili yaşanabilecek problemlerde, tüketicinin elinde belge olmaması halinde sunacağı hiçbir delil de olmayacak. Bu bildirimlerin e-posta, iade-i taahhütlü mektup ya da noter aracılığı ile yapılması da önemli. Böylece tüketicinin elinde somut bir delil olacak ve olası bir mağduriyet bu sayede giderilebilecek.”
Günümüzde pek çok şirket ofisten çalışmaya dönse de hibrit çalışma modeli hayatımızda yerini koruyacak. Evden çalışmanın sağladığı esneklik işveren ve İK yöneticilerinin çalışanlar üzerindeki kontrolü...
“Bu yıl BThaber, gurur ve coşku içinde 30. yılını kutluyor. 1994 yılında başladığı bu heyecan verici yolculukta, gazetemiz sektördeki zorlukları aşarak ve istikrarlı bir şekilde yayın hayatına devam e...
Bu web sitesi, site performansını analiz etmek ve ziyaretçi deneyimini iyileştirmek amacıyla çerezlerden faydalanmaktadır.