Dünyada yeşil dönüşüm gündemi güçlenirken, işletmeler için yalnızca çevresel etkilerini azaltmak değil, kaynaklarını daha akıllı yönetmek de önem kazanıyor. Gerçek zamanlı veri, yapay zekâ ve bulut teknolojilerinin bu dönüşümde önemli fırsatlar sunduğunu belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, Türkiye’de yazılım sektörünün sürdürülebilirliği iş süreçlerinin doğal bir parçası haline getirmesi gerektiğini vurguladı. Suha Onay, iklim değişikliğiyle mücadelede teknoloji sektörünün rolünün yalnızca kendi karbon ayak izini azaltmakla sınırlı olmadığını belirterek, “Teknolojinin başarısı yalnızca ne kadar dijitalleştiğimizle değil, bu dijitalleşmeyle ne kadar kaynak tasarrufu ve verimlilik sağlayabildiğimizle de ölçülecek” dedi. Onay, bulut teknolojileri, yapay zekâ ve veri analitiğinin işletmelerin enerji, hammadde, stok, üretim ve lojistik süreçlerini daha verimli yönetmesinde kritik rol oynadığını vurguladı.
İklim değişikliğiyle mücadelede teknoloji sektörünün rolünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, bilişim teknolojilerinin yalnızca kendi çevresel etkisini azaltan bir sektör olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Onay, Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün diğer sektörlerin daha az kaynakla daha fazla üretmesine, enerji ve hammadde kullanımını daha doğru yönetmesine ve operasyonlarını ölçülebilir hale getirmesine olanak sağlayan temel altyapılardan biri olduğunu belirtti.
Özellikle bulut teknolojileri, yapay zekâ ve veri analitiğinin işletmeler açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Onay, bu teknolojiler sayesinde kaynak kullanımının gerçek zamanlı izlenebildiğini ve operasyonel verimliliğin artırılabildiğini kaydetti. Onay, Türkiye’de yazılım sektörünün sürdürülebilirliği ayrı bir başlık olarak ele almak yerine, iş süreçlerinin doğal bir parçası haline getiren çözümlere odaklanması gerektiğini vurguladı.
Kaynak tasarrufu önemli
Teknolojik gelişmelerin beraberinde enerji ihtiyacında artışı da getirdiğine işaret eden Suha Onay, çözümün teknolojik gelişmeyi yavaşlatmak değil, daha verimli altyapılarla sürdürmek olduğunu söyledi. Onay, veri merkezlerinde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve etkin soğutma sistemlerinin önem kazandığını belirtirken, yazılım tarafında da gereksiz işlem yüklerinin azaltılması ve bilişim kaynaklarının ihtiyaç doğrultusunda ölçeklendirilmesinin kritik olduğunu ifade etti.
Türkiye açısından konunun yalnızca veri merkezleri gibi büyük altyapılar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Onay, milyonlarca işletmenin günlük operasyonlarının da yeşil dönüşümün önemli bir parçası olduğunu dile getirdi. İşletmelerin stok, satın alma, üretim, lojistik ve finans süreçlerini doğru verilerle yönetmesinin gereksiz kaynak tüketiminin önüne geçebileceğine dikkat çekti.
Yapay zekâ ve sensör teknolojilerinin işletmelerin karar alma süreçlerinde önemli bir dönüşüm yarattığını belirten Onay, gerçek zamanlı verinin varsayımlara dayalı kararları azaltabileceği ve tahminlerin doğruluğunu artırabileceği söyledi. Sanayide enerji tüketimi ve üretim süreçlerinin izlenerek verimsizliklerin erken aşamada tespit edilebileceğini, tarımda sulama ve gübreleme süreçlerinin ihtiyaç doğrultusunda optimize edilebileceğini ifade eden Onay, kentlerde ise trafik, enerji kullanımı ve atık yönetiminin daha akıllı biçimde planlanabileceğini belirtti. Ancak yalnızca teknoloji yatırımı yapmanın yeterli olmadığını vurgulayan Onay, verinin standartlaştırılması, güvenli biçimde paylaşılabilmesi ve işletmelerin bu teknolojilere erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini söyleyerek, özellikle KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandıracak teşvik ve destek mekanizmalarının önemine dikkat çekti.
“Yeşil Bilişim” ekosistemi çağrısı
Türkiye’de teknoloji sektörünün yeşil dönüşüm açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Suha Onay, dönüşümün yalnızca teknoloji şirketlerinin kendi operasyonlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Yazılım şirketlerinin geliştirdiği çözümler, farklı sektörlerde kaynak tasarrufuna ve verimliliğe katkı sağlıyor. Kamu tarafında uzun vadeli ve öngörülebilir teşvikler sunulması, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarının birlikte ele alınması büyük önem taşıyor. Özel sektör ise sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum veya raporlama konusu olarak değerlendirmemeli; doğrudan iş stratejisinin bir parçası haline getirmeli. Ölçülebilen her süreç iyileştirilebilir anlayışı, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir çıkış noktası olacak.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin teknoloji girişimciliği, yazılım ve mühendislik alanlarında güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Onay, bu potansiyelin yeşil dönüşüm alanında daha güçlü bir ekosisteme dönüştürülebileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Enerji verimliliğini artıran yazılımların geliştirilmesi, yapay zekâ ve sensör tabanlı çevresel izleme sistemlerinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir üretim ile tedarik zincirlerini destekleyen dijital çözümlerin artırılması öncelikli hedefler arasında yer almalı. Üniversiteler, teknoloji şirketleri, telekom sektörü ve kamu arasında güçlü bir iş birliği kurulması da gerekli. Yeşil dönüşüm teknoloji sektörünün geleceğinde giderek daha merkezi bir konuma gelecek.”