“Yapay zeka artık iyiden iyiye işlerimizin içine girdi. Her gün muhakkak en az Birtakım işler kere yapay zeka araçlarından birini kullanıyoruz. İster kurumsal hayatta ister özel hayatta olsun. Ama yapay zekayı iş süreçlerinde çok daha etkin kullanan bir, artık bir terfi almış, mevcut işlerini de yanındaki asistanına pas etmeye başlamış gibi düşünebilirsiniz. Artık sorduğunuz her şeyi cevaplayan, raporlar okuyan, bunu sizin için özetleyen, dikkat etmeniz gereken konuların altını çizen, sizi yönlendiren, size zaman kazandıran bir asistanınız var. Belki bu bilgileri eskiden de elde edebilirdik, ama saatlerce, günlerce, belki haftalarca çalışmamız gerekirdi. Ama günümüzde her şeyi hızlı yapmak zorundayız. Yavaş olan, çok çabuk oyun dışı kalıyor. Yapay zekanın en büyük getirisi, HIZ…
Yapay zeka gelmeden önce low-code yapıyı gerçekten önemsiyorduk. Bir noktadan sonra, artık bu yapılara da ihtiyaç kalmayacak gibi. Gerçekten son kullanıcılar için karmaşık uygulamalar geliştirmeye gerek var mı artık? Yoksa küçük bir test alanı yeterli mi? Arkaya veri tabloları bağlanmış bir test alanına ne yazarsanız, yapay zeka ona göre bir ekran, sonuç ya da grafik getirebiliyor. Bir süre önce kendi ChatGPT'mizi yazmaya başladık. Zorlu GPT. “Şu kategorideki mağazaların, aylara göre cirolarını sırala ve diğer kategorilerle oranlarını yanlarına belirt” gibi bir soru sorduğumda, sorunun tipine bakarak, nasıl bir cevap vermesi gerektiğini biliyor. Bazen bir metin, bazen bir tablo bazen de en uygun grafik türünü seçerek bir grafik halinde çıkartabiliyor. O zaman, gelecekte bir uygulama geliştirmeye gerçekten ihtiyaç olacak mı? Yoksa küçük bir test alanı her şeyi çözmeye yeter mi?”