MAD Parfüm CTO’su Şevket Çelikkanat
"Bence yapay zekâ tarafında en önemli konu teknoloji bağımsız kalabilmek. Hiçbir yapay zekâ platformuna veya üreticisine bağlı olmamak gerekiyor. Çünkü çok hızlı gelişen bir ekosistem var ve bugün kullandığınız çözüm yarın çok daha iyisiyle değişebilir. Yeni bir şirket kuruyor olsaydık her şeyi bugünkünden tamamen farklı tasarlayabilirdik diye düşünüyorum.
Bana göre birkaç yıl içinde bugünkü ERP'ler ve benzeri kurumsal sistemler daha çok kayıt tutan veri tabanlarına dönüşecek. Asıl merkezde ise güçlü bir yapay zekâ omurgası olacak. CRM'den e-ticarete, lojistikten ERP'ye kadar bütün sistemler bu omurganın etrafında çalışan bileşenler haline gelecek. Önümüzde bunu gerçekleştirebilmek için çok uzun bir zaman yok. Bugün kurulan yeni bir şirket doğru bir yapay zekâ mimarisiyle birkaç yıl içinde onlarca yıllık kurumların önüne geçebilir.
Burada AI-enhanced ile AI-native yaklaşımını ayırmak gerekiyor. Mevcut sistemlerin üzerine yapay zekâ eklemek başka, yapay zekâyı merkeze koyup bütün süreçleri onun etrafında tasarlamak başka. Ben geleceğin AI-native yapılarda olduğunu düşünüyorum. Elbette bunu mevcut üretim tesislerinde ya da yıllardır çalışan sistemlerde bir gecede yapmak mümkün değil. Ancak yeni yatırımlarda bu fırsatı değerlendirmek gerekiyor. Ben de MAD Parfüm'de böyle bir fırsat yakaladığımı düşünüyorum. Hedefim, omurgası bize ait, istediğimiz teknolojiyi kolayca değiştirebildiğimiz, herhangi bir yapay zekâ üreticisine bağımlı olmayan bir yapı kurmak.
Yapay zekânın bilgi üretme biçimini de kökten değiştirdiğini görüyorum. Bugün ürün hiyerarşisi üzerinde çalışırken yılların deneyimine güvenerek hazırladığım yapıyı ChatGPT'ye de değerlendirdim. Bana güçlü ve objektif geri bildirimler verdi. Bu bana şunu gösterdi; artık yalnızca teknoloji değil, bilgi tarafı da dönüşüyor. Eskiden bilgi teknolojilerinde önemli olan işi anlamak ve teknolojiyle desteklemekti. Şimdi yapay zekâ bilgi üretiminde de çok güçlü bir oyuncu haline geliyor.
Geçen gün gördüğüm basit bir örnek bu değişimi çok iyi anlatıyor. Hepimizin yıllardır uğraştığı masraf onay süreçlerinde klasik iş akışları yerine yalnızca İnsan Kaynakları'nın hazırladığı bir politika dokümanı kullanılmıştı. Yapay zekâ bu dokümanı okuyarak masraf talebini değerlendiriyor ve onay ya da ret kararı verebiliyordu. Yeni bir kural gerektiğinde yazılım geliştirmek yerine yalnızca doküman güncelleniyor. Beş yıl önce konuşsak hayal gibi gelecek bir yaklaşım bugün uygulanabiliyor.
Bu yüzden yapay zekânın artık bir hype olduğunu düşünmüyorum. Tam tersine çok güçlü bir dönüşüm geliyor. Şirketlerin teknoloji bağımsız, AI-native düşünebilen yapılara yönelmesi gerektiğine inanıyorum. Önümüzdeki bir iki yıl bu dönüşüme hazırlanamayan kurumlar için oldukça kritik olacak."