Türkiye Sigorta CIO’su Çiğdem Yurdakul Kılıç
“Yazılım geliştirme ve test süreçlerinde bizi en çok zorlayan konunun ne olduğu sorulduğunda açıkçası benim ilk aklıma gelen şey çoklu teknoloji yapısı oluyor. Çünkü artık çok fazla teknoloji aynı anda çalışıyor ve bunların birlikte yönetilmesi başlı başına ayrı bir meziyet gerektiriyor. Üstelik bunların önemli bir kısmı eski teknolojiler. Yani bir tarafta legacy yapılarınız var, diğer tarafta yeni nesil sistemler ve AI destekli yapılar geliyor. Biz buna aslında traditional bimodal yapı diyoruz; eskiyi ve yeniyi aynı anda yönetmek zorundasınız. Bence bugün en büyük challenge’lardan biri bu.
Sigortacılık sektörü açısından baktığımızda bu durum daha da kritik hale geliyor. Çünkü regresyon tarafında hiçbir şeyi unutmadan ilerlemeniz gerekiyor. Toplu kaliteyi, ölçeklenebilirliği, performansı ve güvenliği birlikte yönetmek zorundasınız. Bu nedenle dev-sec-ops yaklaşımını doğru kullanabilmek artık çok önemli hale geldi. Diğer tarafta ise her şeyin bir fırsat maliyeti var. Yazılım geliştirme süreçlerinde AI’ı en optimum şekilde kullanmak ama bunu yaparken maliyet-fayda dengesini de koruyabilmek önemli bir konu. Dijital kanallarda kalite ve iş sürekliliği tarafında ise benim için en önemli iki başlık resilience ve observability. Yani artık mesele sadece problemi çözmek değil; problemi oluşmadan öngörebilmek. Ölçeklenebilirlik çok önemli. Ama bunun yanında izleme, yani observability tarafı da çok kritik. Çünkü hata her zaman olabilir. Önemli olan sistemi ne kadar hızlı ayağa kaldırabildiğiniz.
2026 perspektifinde ise bizim için yapay zekâ çok önemli bir odak alanı olacak. Sigortacılık sektörünün çok geniş bir ekosistemi var. Camcıdan hastanelere kadar çok farklı paydaşlarla birlikte çalışıyoruz. Buradaki süreçleri hızlandırmak, paydaşları enable etmek ve daha verimli hale getirmek istiyoruz. Özellikle underwriting tarafında doğal riskleri daha iyi öngörebilmek, fraud tarafında suiistimalleri önlemek ve müşteriyi mümkün olduğunca sürtünmesiz bir deneyime taşımak bizim temel hedeflerimiz arasında.
Bunun yanında, observability tarafında da AI Ops yaklaşımıyla daha güçlü korelasyonlar kurmak istiyoruz. Çünkü sistemler arasındaki ilişkileri insanın manuel olarak takip etmesi giderek zorlaşıyor. Yapay zekâyı sadece iş tarafında değil, yazılım geliştirme süreçlerinde de quality gate olarak konumlandırmaya çalışıyoruz. Örneğin security tarafında statik kod analizlerinden çıkan bulguları değerlendiren, çözüm öneren ve hatta belirli ölçüde çözebilen AI ajanları üzerine çalışmalar yapıyoruz. Yani hedefimiz yalnızca yapay zekâyı kullanan değil, yapay zekâyı süreçlerin içerisine gerçekten entegre eden bir yapı kurabilmek.”