“Asıl Zorluk Yazılımı Geliştirmek Değil, Güvenle Canlıya Çıkarmak”

3 dakika okuma süresi.
7,782

Pluxee IT Altyapı ve Sistem Müdürü Murat Özcan

“Daha çok IT operasyonları, altyapı, servis kalitesi ve teknoloji dönüşüm projeleri tarafında çalışıyorum. Özellikle iş sürekliliği, bulut dönüşümü, disaster recovery, delivery süreçleri ve operasyonun daha verimli, daha dayanıklı ve daha yönetilebilir hale gelmesi üzerine odaklanıyorum. Genel olarak da teknolojinin sadece çalışmasını değil, sürdürülebilir, ölçülebilir ve iş hedefleriyle uyumlu şekilde işletilmesini önemli görüyorum.

 

 Bence burada en büyük yavaşlatıcı konu, doğrudan kod geliştirme kısmından çok; test, ortam ve release tarafındaki bağımlılıklar. Yani teknik geliştirme tamamlanmış olsa bile, test ortamlarının hazır olması, doğru test verisine erişim, regresyon süreçleri, onay mekanizmaları ya da manuel kontrol adımları devreye girdiğinde toplam teslim süresi uzayabiliyor. Bu da sadece hız tarafını değil, aynı zamanda üretime çıkış güvenini ve ekip verimliliğini de etkiliyor.

 

Önümüzdeki dönemde burada en kritik iyileştirme alanının daha fazla otomasyon, daha standartlaştırılmış delivery süreçleri ve CI/CD disiplininin güçlendirilmesi olduğunu düşünüyorum. Benim bakış açıma göre kalite, en sonda yapılan bir kontrol değil; geliştirme yaşam döngüsünün başından itibaren sistematik şekilde yönetilmesi gereken bir konu.

 

 Dijital tarafta risk çoğu zaman tek bir uygulamadan değil, aslında tüm servis zincirinden geliyor. Yani uygulamanın kendisi teknik olarak stabil görünse bile; altyapı, entegrasyon, veri akışı, konfigürasyon ya da üçüncü parti servislerde yaşanan herhangi bir problem doğrudan müşteri deneyimine yansıyabiliyor.

Bu nedenle kaliteyi sadece ‘uygulama çalışıyor mu’ perspektifiyle değil; erişilebilirlik, performans, servis sürekliliği ve toparlanma kabiliyetiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bugün bu riskleri görünürlük, monitoring, incident/change yönetimi, kapasite takibi ve iş sürekliliği / DR hazırlıklarıyla yönetiyoruz. Ama burada asıl kritik konu, sadece sorun çıktığında müdahale etmek değil; sorun oluşmadan önce görünürlük kazanmak.

 

2026 tarafında teknoloji yatırımlarında önceliğin; operasyonel dayanıklılık, otomasyon, gözlemlenebilirlik ve ölçeklenebilir servis mimarileri olması gerektiğini düşünüyorum. Yani burada amaç sadece yeni teknoloji almak değil; mevcut yapıyı daha sürdürülebilir, daha verimli ve daha yönetilebilir hale getirmek olmalı.

Yapay zekâyı da ben tek başına bağımsız bir yatırım başlığı gibi değil, bu alanları güçlendiren bir katman gibi görüyorum. Özellikle test otomasyonu, operasyonel analiz, incident özetleme, bilgiye erişim ve destek süreçleri tarafında çok ciddi değer yaratabilir. Ama bunun gerçekten anlamlı sonuç üretmesi için önce veri kalitesi, süreç standardizasyonu ve yönetişim tarafının sağlam olması gerekiyor.”