Horoz Lojistik Bilgi Sistemleri Grup Başkanı Uğur Duman
“2008–2009 döneminde SAP R/3 ile canlıya geçmiştik. O dönemdeki yaklaşımımız ağırlıklı olarak finans odaklıydı. Çünkü biz bir hizmet şirketiyiz; üretim yapmıyoruz ve klasik anlamda ürün satışı gerçekleştirmiyoruz. Bu nedenle finans merkezli bir yapı bizim ihtiyaçlarımız için yeterli görünüyordu.
Ancak şirketimizin geçirdiği dönüşüm, yaklaşık 15 yıl sonra bu yapının sınırlarını zorlamaya başladı. Son iki yıl içinde aldığımız stratejik kararla, 2026 yılında SAP S/4HANA Private Cloud ortamına geçmeyi planlıyoruz. Açıkçası bu karar biraz da zorunluluktan doğdu. Ya mevcut R/3 platformunu zorlayarak devam edecektik ya da yeni bir platforma geçerek yapıyı baştan ele alacaktık. Eski platformda kalmak artık sürdürülebilir görünmüyordu.
Şirket yapımız da bu süreçte önemli ölçüde değişti. Artık SD ve MM süreçleri aktif olarak çalışıyor, maliyet hesaplamaları çok daha kritik hale geliyor. Bu noktada yeni nesil fonksiyonlar bizim için büyük önem taşıyor ve bu yeteneklerin önemli bir kısmı S/4HANA ile birlikte geliyor.
Bugün Horoz Lojistik yalnızca lojistik hizmetleri sunan bir şirket değil; aynı zamanda yurt dışı pazaryerlerinde ürün satan bir yapıya da sahip. E-ticaret ve globalleşme stratejimiz nedeniyle sistemlerimizin dünyanın her yerinden erişilebilir olması gerekiyor. SAP bizim için operasyonun yürütüldüğü sistemden çok, operasyonun finansal ve analitik sonuçlarının toplandığı merkezi platform konumunda. Taşıma operasyonlarının çıktıları entegrasyonlar aracılığıyla sisteme aktarılıyor, pazaryerlerindeki satışlar ise anlık olarak SAP’ye yansıyor. Dolayısıyla oldukça hibrit ve yoğun entegrasyon içeren bir mimariyle çalışıyoruz.
Bu nedenle ölçeklenebilirlik ve erişilebilirlik bizim için kritik konular. Altyapının nerede konumlandığı, ihtiyaç duyulduğunda kaynakların hızlıca büyütülüp küçültülebilmesi gibi yetkinlikler önemli. Bu gereksinimleri en sağlıklı şekilde bulut ortamında karşılayabileceğimizi düşündük.
Public Cloud seçeneğini de değerlendirdik; ancak bazı modül ve entegrasyon kısıtları bizim ihtiyaçlarımız açısından sınırlayıcı oldu. Bu nedenle tercihimiz Private Cloud yönünde gerçekleşti.
Bulut tarafında sözleşme ve lisanslama konuları da ayrı bir dikkat gerektiriyor. SAP zaman zaman yeni metrikler veya farklı lisanslama yaklaşımları sunabiliyor. Bu nedenle sözleşme tarafını çok sağlam kurgulamak önemli. Biz bu konuda iyi bir anlaşma yaptığımızı düşünüyoruz; yine de bulut dünyasında her zaman dikkatli olmak gerekiyor.
Bir diğer önemli konu ise Z geliştirmeleri. Projeye başlarken hedefimiz özel geliştirmeleri en az yüzde 50 oranında azaltmaktı. Ancak bunu başarmanın kolay olmadığını gördük. Gerçekçi olmak gerekirse, mevcut Z geliştirmelerimizi büyük oranda yeni sisteme taşımak durumunda kaldık. Bunun temel nedeni, şirketlere özgü iş süreçlerinin her zaman standart SAP fonksiyonlarıyla birebir örtüşmemesi. Özellikle onay süreçleri ve iş akışları gibi alanlarda her kurumun kendine özgü ihtiyaçları bulunuyor.
Dönüşüm sürecindeki en önemli hedeflerimizden biri de mizan yapısını sadeleştirmekti. Bu da düşündüğümüz kadar kolay bir süreç olmadı. Yine de bu dönüşümün arkasındaki temel motivasyon; global erişilebilirlik, ölçeklenebilir bir altyapı, gelişmiş maliyet yönetimi fonksiyonları ve aynı platform üzerinde yapay zekâ gibi yeni teknolojilerden faydalanabilme imkânı oldu.
Şu anda kullanıcı kabul testleri aşamasındayız ve canlı geçiş öncesinde oldukça yoğun bir dönemden geçiyoruz.
Dönüşüm cesaret istiyor; ama bazen değişim bir tercih değil, zorunluluk oluyor.”