Murat Göçe / Zagreb
Yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaşması, teknoloji dünyasında yalnızca yazılım ve işlemci tarafında değil, veri merkezlerinin fiziksel altyapısında da büyük bir dönüşümü beraberinde getiriyor. 22-24 Eylül tarihlerinde Zagreb’de düzenlenen Vertiv Week 2026, bu dönüşümün güç, soğutma, enerji verimliliği ve veri merkezi tasarımına yansımalarının ele alındığı toplantılara sahne oldu.
Vertiv EMEA Başkanı Paul Ryan‘ın da katıldığı etkinlikte Vertiv’in yanı sıra NVIDIA ve Frost & Sullivan yöneticileri, yapay zekâ altyapısının geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Ryan’ın sunumunda, artan işlem yoğunluğu, hız, ölçek, karmaşıklık ve değişen iş yüklerinin veri merkezi mimarisini yeniden şekillendiren temel unsurlar olduğu vurgulandı.
Veri merkezi yatırımları 1,46 trilyon dolara çıkabilir
Frost & Sullivan’ın Vertiv Week kapsamında paylaştığı verilere göre, 2025 yılında yaklaşık 502,7 milyar dolarseviyesinde olan küresel veri merkezi yatırımlarının 2035 yılında 1,457 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
2025-2035 dönemi için yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 11,2 olarak hesaplanıyor. 2025’te yatırımların yüzde 46,3’ü Amerika, yüzde 29,2’si Asya-Pasifik ve yüzde 24,5’i EMEA bölgesinde gerçekleşiyor.
Yapay zekâ ise bu büyümenin en önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Frost & Sullivan verilerine göre 2025’te hyperscale yatırımlarının yüzde 77’si AI iş yüklarıyla ilişkili.
2030’da veri merkezi talebinin yüzde 71’i AI’dan gelebilir
NVIDIA AI Cloud Infrastructure Başkan Yardımcısı Rod Evans tarafından gerçekleştirilen “Converged Infrastructure for the AI Era” sunumunda da AI’ın veri merkezi altyapısı üzerindeki etkisine ilişkin dikkat çekici rakamlar paylaşıldı.
Sunumda aktarılan tahminlere göre küresel veri merkezi BT talebi 2023’te yaklaşık 60 GW seviyesindeyken 2030’da 219 GW’a ulaşabilir. Aynı dönemde AI’ın toplam talep içindeki payının yüzde 39’dan yüzde 71’e yükselmesi bekleniyor.
AI’ın yükselişi veri merkezlerinin çalışma biçimini de değiştiriyor. NVIDIA, bu yeni yapıları klasik veri merkezlerinden farklı olarak “AI Factory – AI Fabrikası” olarak tanımlıyor.
Bu yaklaşımda veri merkezinin çıktısı artık yalnızca bilgi işlem kapasitesi değil. NVIDIA’nın sunumunda kullanılan ifadeyle, “Inference is the workload and tokens are the new currency”; yani çıkarım iş yüküne, token ise yeni değer ölçüsüne dönüşüyor.
Sıvı soğutma daha kritik hale geliyor
AI sistemlerinde kullanılan GPU’ların ve yüksek yoğunluklu rack sistemlerinin enerji tüketiminin yükselmesi, geleneksel veri merkezi soğutma mimarilerinin de değişmesine neden oluyor.
NVIDIA’nın ortaya koyduğu dönüşümde sistemler sunucu seviyesinden rack seviyesine, ardından bütünleşik AI fabrikalarına ilerlerken Direct Liquid Cooling, yani doğrudan sıvı soğutma, temel teknolojilerden biri haline geliyor.
Frost & Sullivan da geleceğin veri merkezlerini şekillendirecek temel eğilimler arasında yüksek yoğunluklu AI hesaplama, yeni nesil güç mimarileri, gelişmiş soğutma, modüler altyapı, yazılım tanımlı operasyonlar, sürdürülebilir altyapı ve şebekeyle etkileşimli veri merkezlerini sıralıyor.
Hedef: “Time-to-token” süresini kısaltmak
Vertiv’in AI altyapısındaki yaklaşımının merkezinde ise “time-to-token” kavramı bulunuyor. Bu kavram, veri merkezi altyapısının kurulmasından üretken AI hesaplamasının başlayarak iş değeri oluşturmasına kadar geçen süreyi ifade ediyor. Vertiv’e göre yeni dönemde performansın yanında token/saniye, token/watt, token/dolar ve time-to-first-token gibi ölçütler AI fabrikalarının başarısında daha fazla önem kazanacak.
Şirket bu nedenle güç, soğutma ve diğer veri merkezi bileşenlerinin sahada ayrı ayrı kurulması yerine, fabrikada tasarlanıp doğrulanmış bütünleşik sistemlere geçişi öne çıkarıyor. Vertiv’e göre bu yaklaşım kurulumun daha hızlı, tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir hale gelmesine yardımcı oluyor.
Vertiv’den EMEA’ya 22 bin metrekarelik yeni kapasite
Vertiv, AI altyapısına yönelik artan talebi karşılamak amacıyla EMEA bölgesindeki üretim kapasitesini de büyütüyor.
Şirket, Slovakya’daki Nové Mesto nad Váhom kampüsünde önümüzdeki 18-24 ay içerisinde yaklaşık 22 bin metrekare yeni üretim alanı oluşturacağını açıkladı.
Yeni kapasite; güç sistemleri, switchgear ve termal yönetim teknolojilerinin yanı sıra yüksek yoğunluklu AI ve yüksek performanslı bilgi işlem uygulamalarına yönelik gelişmiş sıvı soğutma ve güç çözümlerinin üretiminde kullanılacak.
Yatırım kapsamında 2027-2029 yılları arasında üretim, mühendislik, operasyon, tedarik zinciri, kalite, teknik ve yönetim alanlarında yüzlerce yeni istihdam oluşturulması da bekleniyor.
Paul Ryan, yatırımla ilgili değerlendirmesinde AI’ın yaygınlaşmasıyla kurulum hızının önemli bir rekabet unsuruna dönüştüğüne dikkat çekerek, müşteriler açısından altyapının kurulmasından AI iş yüklerinin iş değeri üretmesine kadar geçen “time-to-token” süresinin azaltılmasının giderek daha önemli hale geldiğini belirtti.
Enerji ile bilgi işlem artık birbirinden ayrı düşünülemiyor
Zagreb’deki toplantılarda ortaya çıkan ortak tablo, AI altyapısındaki dönüşümün yalnızca daha güçlü işlemcilere yatırım yapılarak gerçekleştirilemeyeceğine işaret ediyor.
Frost & Sullivan’ın AI veri merkezlerinin gelişimine ilişkin modelinde en ileri aşama; rack başına 80-200+ kW yoğunluğa ulaşabilen, sıvı soğutmayı merkeze alan ve kendi sahasındaki ya da özel enerji kaynaklarıyla desteklenen “AI-native” kampüsler olarak tanımlanıyor. Raporda bilgi işlem kapasitesi ile enerjinin artık kritik biçimde birbirine bağımlı hale geldiği vurgulanıyor.
Bu tablo, AI yarışının önümüzdeki dönemde yalnızca model, GPU ve yazılım geliştirme yarışı olmayacağını; enerjiye erişim, güç altyapısı, soğutma teknolojileri ve veri merkezlerini ne kadar hızlı devreye alabileceğinin de rekabetin önemli parçalarından biri olacağını gösteriyor.